Küresel Politika Eylemi Çağrısı
COP31 (31. Taraflar Konferansı), Kasım 2026’da Antalya’da yapılacak. Bu zirveye rekor sayıda fosil yakıt şirketi katılacak; asfalt ve beton lobileri ile iklim krizini derinleştiren aktörler masada hakimiyet kuracak. Fosil yakıt tüccarı ülkeler kararları kilitleyecek, halkını fosil yakıtlar üzerinden vergilendiren hükümetler söz sahibi olacak. Özetle bu zirve, “iklimi kurtarma” değil, “iklimi değiştirme” zirvesi olacak.
Bundan eminiz; çünkü COP1’in yapıldığı 1995 yılında atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu 360.97 ppm iken, bugün bu değer 425 ppm seviyesine çıkmış durumda. Ülkelerin fosil yakıt tüketimi, Çerçeve Sözleşmesi’nin yeni doğduğu 1980-2000 döneminde 638 milyon ton (petrol eşdeğeri) artarken; iki büyük anlaşmaya ve 20 zirveye rağmen 2001-2021 döneminde bu artış durmamış, aksine 678 milyon tona ulaşmıştır.
Türkiye: İklim Değişikliği İthalatçısı
Ev sahibi Türkiye; “müşteri garantili” projelerle sağlıktan ulaşıma kadar pek çok alanda iklim krizini hızlandırıyor. Bugün enerjisinin %80’ini fosil yakıt ithalatı ile karşılayan Türkiye, iklim anlaşmalarına taraf olmadığı dönemlere kıyasla emisyonlarını çok daha fazla arttırmış durumda ve önümüzdeki yıllarda da bu artışı sürdüreceğini taahhüt ediyor.
Avustralya: İklim Değişikliği İhracatçısı
Zirvenin ortağı Avustralya ise kendi emisyonlarını azaltma sözü verirken, fosil yakıt ihracatını katlıyor. Dünyaya her yıl daha fazla kömür, petrol ve gaz satarak “iklim değişikliğini ihraç ediyor”. Bizler, bir ithalatçı ve bir ihracatçının liderliğindeki zirveden çözüm beklemiyoruz.
Yalan Değil, Gerçek Politikalar İstiyoruz!
Bilimin, toplumun ve doğanın dışlandığı bir zirveden beklentimiz yok. Bizi “Net-Sıfır” diyerek kandıramazsınız; biz fosil yakıt kullanımını maskeleyen bu terim yerine “Gerçek Sıfır” istiyoruz. “Dekarbonizasyon” adı altında yürütülen “re-karbonizasyon” (yeniden karbonlaşma) politikalarını ve 2040, 2050 gibi uzak tarihlerle oyalandığımızı biliyoruz.
Talebimiz Basit:
2030’dan önce her kent iklim dostu ulaşıma geçmeli! Otomobil merkezli yatırımlar durdurulmalı; yayalaştırma, toplu taşıma ve bisiklet odaklı planlama hayata geçirilmelidir. Sadece ulaşım değil, tüm sektörler en geç 2030’a kadar iklim dostu hale gelmelidir.
Bizler, sahte zaferlerle biten müzakerelere tahammülü olmayanlarız. Kentlerimizden “2030’dan önce iklim dostu ulaşım” talebiyle yola çıkıyoruz. Pedal çevirerek Ekim sonunda Ankara’da buluşacak, bu kararları COP31 Başkanı’na ileteceğiz. Biz “siyaseten imkansızı” istiyoruz; çünkü mevcut düzenin devam etmesi “bilimsel olarak imkansız” ve geri dönülemez bir felaket demektir.
Yalan değil gerçek, siyaset değil bilim! Herkesi bu kumpanyaya davet ediyoruz.
